Tatlıtuğ’dan sonra Şıkel’de muhasebeciden şikâyetçi

DAHA birkaç ay önce Kıvanç Tatlıtuğ savcılığa şikâyette bulunmuştu… “Muhasebecime vergilerimi ödemesi için 3.5 milyon lira verdim ama sonradan bu vergilerin ödenmediğini öğrendim” diyerek muhasebecisi tarafından dolandırıldığını söylemişti.

10 Ocak tarihindeki yazımda da bahsetmiştim. Serbest muhasebeci mali müşavirlerin (SMMM) parayı alıp vergi ödememesi bir yana, müşterilerinden ‘emanet para’ alması dahi yasak… ( TÜRMOB’un, Mecburi Meslek Kararlarına İlişkin 26.1.1996 Tarih ve 22535 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Genelgesi)

Diğer yandan alınan paranın dolandırıcılık amacıyla kullanılması veya alınan emanetin amacı dışında kullanılması ise çok daha ağır sonuçlar doğuracaktır. O konuda da meslek mevzuatında düzenlemeler mevcut… Mesleki faaliyetten alıkoyma ve meslekten çıkarmaya varabilecek, Disiplin Yönetmeliği’nin (31.10.2000 Tarih ve 24216 Sayılı Resmi Gazete) ağır yaptırımları da devreye girecektir.

Geçen hafta da, Çağla Şıkel muhasebecisinden şikayetini dile getirdi. Ve ilginç olan, şikayetçi olunan muhasebeci aynı kişi… Kıvanç’da aynı muhasebeciden (E.D.) şikayetçi olmuştu.

Bu arada Çağla Şıkel’in durumu çok daha kritik… Çünkü yalnız maddi kaybı söz konusu değil, aynı zamanda kendisine vergi cezası da kesilmiş ve hürriyeti bağlayıcı cezaya (hapis)  neden olacak bir dava da açılmış…

Olayın basında yer alması sonrasında Çağla Şıkel yazılı açıklama da yaptı… Özet olarak; eski muhasebecisinin kendisinden habersiz olarak ‘bazı faturaları muhasebe hesaplarına kaydettiğini, bu faturalarla vergi borcunu azalttığını, aradaki farkı da zimmetine geçirdiğini’ belirtiyor.

Çağla Şıkel ayrıca bu durumun ‘Vergi Müfettişleri tarafından da İnceleme Raporları ile tespit olunduğunu’ ve “Bu işlemin benim bilgim dışında gerçekleşmesinden, suç işleme kastımın bulunmamasından ceza davasının da beraatle sonuçlanacağı inancındayım” diyor.

Dileriz yargılama sonucu konu, kısa sürede açıklığa kavuşur…

HANGİ ÖNLEMLER ALINIR

Kimse yaşamak istemeyecektir benzer süreci… Kayıtlarda sahte fatura görüldüğünde çok ağır yaptırım uygulanıyor çünkü. Parasal olarak 3 kat vergi kaybı cezasının yanında; üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası da öngörülüyor Vergi Usul Kanunu’nda (VUK Md. 359/b)

Naylon faturaya karşı mükelleften önce devlet bazı önlemler almış durumda hali hazırda… Bilanço usulünde defter tutan işletmeler (muhasebecileri vasıtasıyla); her ay Maliye’ye formlar (BA, BS) gönderiyor, KDV hariç 5 bin lira üstü tüm alış faturalarını ve tüm satış faturalarını liste olarak iletiyorlar. Aynı fatura için alıcı ‘aldım’ diye bildirim yapmışken, satıcı ‘sattım’ diye bildirim yapmıyorsa ‘satıcı gelirini kaçırıyor’ sonucuna ulaşılıyor. Maliye de bu durumu sisteminden rahatlıkla tespit edebiliyor… (Hataen formla bildirilmeyen faturalar için düzeltme hakkı da ayrıca mevcut.) Mükellefler her ay Maliye’ye iletilen bu formlar üzerinden ‘Bu ay kimlerden fatura almışım?’, ‘Bu ay kimlere makbuz-fatura kesmişim?’ diye belge düzenini izleyebilir…

Sanatçıların birçoğu serbest meslek faaliyeti olarak kazançlarını beyan ettiğinden, BA BS form bildirim yükümlülükleri bulunmuyor. Dolayısıyla aylık mal-hizmet fatura trafiklerini ancak alış faturaları (gider, demirbaş vb…) ve satışa ilişkin makbuz listeleri üzerinden yine izleyebilirler.

Kıvanç Tatlıtuğ’un da, Çağla Şıkel’in de söz konusu ihtilaflarının milyonluk tutarlar üzerinden olduğu düşünüldüğünde; yüksek tutarlı sıradışı işlemler bu fatura listeleri üzerinden rahatlıkla tespit edilip çok daha önceden fark edilip önlem alınabilirdi.

Ayrıca 7 bin lirayı geçen ödeme işlemlerinin bankadan yapılması zorunluluğu da kayıt dışını, naylon faturayı azaltmaya yönelik bir önlem. Şahıs işletmeleri – şirketler olsun, sanatçı, doktor, avukat gibi serbest meslek kazancı elde edenler olsun, ödeme (ve tahsilat) işlemlerinin tutarı 7 bin lirayı geçiyorsa işlemlerini bankadan (veya PTT kanalıyla) yapmaları zorunlu. Faturayı kesen işletmenin banka hesabına, faturayı alan tarafından direkt ödeme yapılması fatura trafiğinin içerisine naylon sızma olasılığını düşürecektir.

Ancak tabii ki bu kontrol önlemlerinin işlemesi için en önce; geçen yüzyılın yöntemi olan ve artık çok ender karşılaşılan ‘muhasebeciye elden nakit para ödeme işleminin de’ tamamen terk edilmesi gerekiyor.

Kaldı ki; normalde hiçbir mali müşavir de zaten müşterisinin vergi ödemesini bizzat yapmak istemez, yoğun iş temposunun arasına bir de müşterilerinin vergi ödeme işlemlerini (üstelik de yasaklanmışken) neden kendi yapmak istesin?

4 Nisan 2018 / Hürriyet Gazetesi.