Dolandırıcılar için pandemi fırsat mı?

Sanki çok sık ‘dolandırıcılık’ haberi okuyoruz son zamanlarda…

Çalıştıkları işyerlerini milyonlarca liralık tutarda dolandıran kişiler… Otomotiv şirketinde, meşhur dönercide ve son olarak Türkiye Binicilik Federasyonu’nda (TBF) yaşanan yolsuzluklar…İşletmelerde; görevi gereği kendine duyulan güveni kötüye kullananlar, suiistimal edenler… Suistimalle; dolandırıcılar kendilerine haksız kazanç sağlarken, çalıştıkları işyerleri ise yüklü zararlara maruz kalıyorlar. Genellikle de çok sonradan fark edilebiliyor aylar-yıllar sürmüş zimmete geçirme işlemleri. Peş peşe bu haberlerle karşılaşınca otomatik olarak, dolandırıcılar için “pandemi de bir ‘fırsat’ olarak mı görülüyor acaba?” sorusu akla geliyor.

KONTROL ZAFİYETLERİ

Suiistimalcinin harekete geçmesi için ‘suistimal üçgeni’ olarak tanımlanan koşulların olgunlaşması da gerekiyor. Üçgenin bir kenarında ‘fırsat’ var, diğer iki kenarında ise rasyonalizasyon (kendince haklı neden bulma) ve motivasyon (haksız da olsa ek kazanç ihtiyacı) var. İşletmelerin iç kontrol sistemlerindeki zafiyetler, uzun süre fark edilmeyen dolandırıcılıklara neden oluyor. Diğer yandan iç kontrol sistemleri etkinse bile pandemi kaynaklı değişimlere göre sistemin gözden geçirilmesi de gerekiyor. Salgınla birlikte; hemen her işletmede iş yapış şekilleri değişti, birçok işletme uzaktan çalışma modelini devreye aldı. Dolayısıyla işletmelerde daha önce devrede olan kontrol yöntemleri (iç ve dış mutabakatlar, onay süreçleri, ödeme ve tahsilat prosedürleri…) zayıflamış veya devre dışı kalmış olabilir…Diğer yandan tersten de bakılabilir… Belki de pandemi öncesi eski iş yapış şekline göre suiistimalcinin gizleyebildiği işlemler, artık gizlenemez hale gelmiş de olabilir. Suiistimal riskleri; işletmelere, sektörlere, iş yapış şekillerine göre farklılık gösterdiğinden her işletme iç kontrol sistemlerini kendi içinde ayrıca değerlendirmelidir.

HER İŞLETME İÇİN GEÇERLİ RİSKLER

Tabi ki her işletmenin iş yapış şekli, sektörü, iç kontrol sisteminin etkinliği birbiriyle farklılık gösterdiğinden suiistimal risklerinin ele alınması da farklılık gösterecektir. Ancak her işletme için şunu söyleyebiliriz: Tüm işletmeler müşterilerinden tahsilat yapar, tüm işletmeler tedarikçilerine ödeme yapar. Dolayısıyla her işletme için; müşterilerden gelen tahsilatların, fiziken satışı yapılan mal/hizmetin bedeline uygunluğunun kontrolünün sağlanmış olması gerekir. Her işletme için tedarikçiye yapılan ödemelerin, fiziken temin edilen mal/hizmete göre uyumunun kontrolü sağlanmış olmalıdır. Her işletmenin müşteri cephesinin de, tedarikçi cephesinin de (önceden belirlenmiş) kriterlere uygun işleyip işlemediğinin belirli aralıklarla teste tabi tutulması gerekir. (Test işlemleri sırasında da teknolojik yeniliklerden de yararlanarak; cari hesaplar, birim fiyat, vade, iskonto, miktar, tahsilat yöntemi, ilgili satış/satınalma sözleşmeleri, onay süreçleri gözden geçirilecektir.)

BELLİ ARALIKLARLA İZLEME

Her işletme için müşteri (tahsilat) ve tedarikçi (ödeme) cephesi dışında ortak olan daha düşük hacimli sayılabilecek süreçler de var…Her işletmede; çalışanlara maaş ödenir, sözleşme kaynaklı (kira, bakım onarım vb.) ödemeler gerçekleşir, varsa varlık alımında ödeme, varlık satışında tahsilat gerçekleşir. Sayılan olağan ve olağandışı tahsilat-ödeme süreç ve işlemlerinin belirlenmiş onay ve prosedürler sonrası, kontrole tabi olduktan sonra ancak gerçekleştirilebileceğinin belirli aralıklarla izlenmesi durumunda riskler minimize edilebilir.

KURUMLAR VERGİSİ ORANI YÜZDE 25 OLUYOR

Meclise sunulan yeni yasa teklifiyle kurumlar vergisi oranı 2021 yılı için yüzde 25 oluyor. Son üç yılda (2018, 2019, 2020) kurumlar vergisi oranı geçici olarak yüzde 22 olarak uygulanmıştı. Aslında kurumlar vergisinin oranı ise yüzde 20. Geçmiş üç yıl için geçici olarak artırılan olan kurumlar vergisi oranı bu kez 2021 ve 2022 için de arttırılıyor. 2021 için oran yüzde 25 olarak öngörülürken, 2022 içinse yüzde 23 olarak öngörülüyor. İlgili torba kanun teklifi 2 Nisan 2021 tarihinde meclise gelmişti. Halen meclis komisyonlarında görüşülen teklif, meclis genel kurulunda görüşüldükten sonra son halini alacaktır. 13 Nisan 2021 / Hürriyet gazetesi.